Takvim

Nisan 2019
PztiSalÇrşPerCumCmtsiPaz
 << < > >>
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930     

Anahtar kelime (taglar)

Bu blogda hiçbir tag yok

Şu anda kimler hatta?

Uye: 0
Ziyaretçi: 1

Ilan

Son yorumlar

Yorum yok.

Kategoriler

rss Sindikasyon

Tema seçin



HOŞGELDİNİZ

      Hayatını insanlığın hizmetine adayan bilge insan Prof. Dr. Haydar Baş milletimizin bu durumuna duyarsız kalamazdı. Gecesini gündüzüne katarak şahsına münhasır bir model olan “Milli Ekonomi Modelini” hazırladı. “Durun, buralar çıkmaz sokak” diyerek gerçek çözümün adresinin “Milli Ekonomi Modeli” olduğunu gösterdi. Evet, insanlığın beklediği ses, bu ses işte… Dünya çapında bilim adamları, Prof. Dr. Haydar Baş beyin bu sesine kulak verip, onun bu tezini deklere etmektedirler. Bilim adamları düzenlenen 4 Uluslararası Kongreyle; “Milli Ekonomi Modeli” ve “Sosyal Devlet Mille Devlet” tezini dünyaya haykırdılar. Vatandaşımızın bu fırsatı değerlendirmekten başka yolu kalmamıştır. Sadece Türk milletinin değil, bütün insanlığın sosyal sıkıntılarına son vermek istiyorsanız; Ey ehli vicdan, duyun bu sesi..!

TAKDİM / Prof. Dr. Ata SELÇUK

İnsanın tabiatı icabı, kısa ve mutlu dönemler ha­riç, daima ihtirasları ön plana geçmiş, bunun neti­cesinde toplumun her zaman hükümran bölümü ekonomik refah içinde olurken, diğer bölümleri, değişen oranlarda sefalet ve yokluğa doğru giden kaderde birleşmişlerdir. İdare edenlerle açlık çe­kenler arasındaki topluluk, yetenekleri nispetinde pastadan parçalar koparmaya ve bu nedenle idare edenlere yakın olmaya çalışmışlardır. Orta sınıf o­larak isimlenen nüfus, devletlerin kaderleri üzerin­de etkili olmuştur.

Toplulukların ekonomileri onları idare eden kralla­rın veya başkanların ağzından çıkan emirlerle oluştu­ğu devirlerde, ekonominin herhangi bir kesin kuralı yoktu. Kurallar, baştaki sahsın huyuna, karakterine, ahlakına, aklına ve yeteneklerine bağlı olarak tama­men emir ve direktifleri ile oluşmakta idi. Bu nedenle tarih boyunca güçlü devlet olmanın en etkin şartı a­daletli paylaşım olmuştur. Sömürü düzeninin kurucu­ları olan kapitalist ülkeler, KÜRESELLEŞME adını verdikleri, aslı sömürme olan sistemle, gelişmekte o­lan ülkelerin tüm kaynaklarını ele geçirme operasyo­nunu hızla sürdürmektedirler. Sömürü düzeni beşeriyet ile birlikte devam edip gelmektedir. Güçlü olan daima sömürmüş, zayıf olan daima köle olup ezilmiştir. Yüzelli yıldır kapitalist dü­zen, harpler, ekonomik olarak borçlandırma, özelleş­tirmeye teşvik ve hükmetme yolu ile sürdürülmekte­dir. Her türlü kaynakları tükenmiş olan, çok gelişmiş kabul edilen bu ülkeleri aslında ayakta tutan geliş­memiş ülkelerin kaynaklarıdır. Bu kaynakların kısıt­lanması, durumun tamamen tersine çevrilmesi de­mektir. Son yarım asırda harp etmekten ziyade, barış ve beraberlik kandırması ile, teknolojik üstünlükle­rini tüm dünya ile paylaşmak istedikleri yalanını koz olarak kullanan gelişmiş ülkeler, geri kalmış a­ma aslında hazineler üzerinde oturan ülkeleri, KÜ­RESELLEŞME taktikleriyle avlamayı başarı ile hız­la sürdürmektedirler. Küreselleşmenin bir şartı olan ÖZELLEŞTİRME yağması ile ülkelerin gelir getiren kurumlarını, strate­jik önemi olan kurumlarını ele geçirmektedirler. Ülke­de söz sahibi olan büyük yerel şirketleri önce küre­sel, tanınmış şirketlerle ortaklık yaptırıp, daha sonra tek başına ele geçirme operasyonlarını sabırla ger­çekleştirmektedirler. Bütün bu taktik ve planlarla gelişmekte olan ülke­lerin üretimlerini ele geçirerek, kalkınma ve rekabet çabalarını yok etmeğe devam etmektedirler. Geliş­mekte olan ülkelerin büyük çapta yeraltı kaynakları küresel güçlere ait büyük şirketlerin ellerine geçmiş veya geçmek üzeredir. Para politikaları tamamen IMF ve Dünya Bankası'na teslim edilmiş, emisyon o­layına hiçbir şekilde müdahale imkanı bırakılmadığın­dan, tüm emek ve üretimleri de küresel sömürünün elinde kalmıştır. Senyoraj hakları dahi onlara yabancı para olarak fa­izli borç şeklinde verilmekte ve bu durumda tüm insan­lık küresel güçlere köle durumuna düşmektedir. Bura­ya kadar anlatılanlar küresel veya kapitalist ekonomi­nin yüzeysel manzarasıdır. Küresel güçlerin, en çok çekindiği ULUSAL devletler olduğundan, öncelikle he­def olarak ulusal devlete yatkın topluluklar üzerinde a­cil planlar üretmektedirler. Özelleştirme ve borçlandır­ma taktikleri, kültürlerarası işbirliği çalışmaları bu plan­ların önde olanlarıdır. Milli Ekonomi Modeli bu nedenle milli devletin ol­mazsa olmazıdır. Ve küreselleşmenin panzehiridir. Kapitalist ekonominin kolayca uygulanabilmesi için i­lim adına empoze edilen ekonomik modeller vasıtası ile tüm ülkeler pembe hayaller ile uyutulmaktadır. İşte bu eser, hakikatleri gözler önüne sermekle, mevcut ekono­mik teorileri, uygulama temeline dayalı net matematik­sel formülleriyle yerle bir etmektedir. Bu eserden de an­laşılacağı gibi Milli Ekonomi Modeli her topluluğun eşit şartlarda ekonomik gelişimlerini düzenlemektedir. Milli Ekonomi Modeli tüketim yanlısı bir modeldir. Yani, toplumu oluşturan bireylerin tamamının belli bir gelir düzeyine çıkartılmasını hedef almaktadır. Bunun neticesinde küresel güçlerin küçülte küçülte ortadan kaldırmak üzere olduğu ülkeler, bu modelle tekrar bü­yük ve güçlü devletler haline gelecektir. Toplumda fa­kir, aç, işsiz kalmayacaktır. Herkesin temel ihtiyaçları karşılanacak devlet sosyal bir devlet, yani baba devlet olacaktır. Devletin her türlü kaynakları, devlet-millet iş­birliği ile kullanılacaktır. Milli Ekonomi Modeli, daha önce kendilerine yeter du­rumda olan ülkeleri yeterli oldukları dallarda politikalarına müdahale ederek, kendilerine bağımlı hale getiren kapi­talist ülkelerin her türlü müdahalelerini boşa çıkaracaktır. Tarımda, ormancılıkta, hayvancılıkta ve her türlü ü­retimde halkı ile birlikte, vergi almak yerine faizsiz kredilerle halkına destek ve en önemlisi her kesim­deki fertlere emeklilik hakkı tanıyan, ürettikleri her mamule alım garantisi veren tam bir sosyal devlet o­luşacaktır. Modelle, sömürme ve sömürülme ortadan kalkacaktır. Bunun yerini adaletli bir dayanışma ve paylaşma ortamı alacaktır. Ekonomi, topluluktan topluluğa, o kimselerin kültürel yapısına göre değişim göstermesi gereken bir uygulamadır. Yıllarca Hıristiyan kültürünün ürü­nü olan ekonomi politikalarının uygulanması bizi çıkmazlara sürüklemiştir. Kapitalist düzenin para ve faiz uygulamaları, para ile para kazanma im­kanları, paranın belli merkezlerde toplanması ger­çeği kaçınılmazdır. Milli Ekonomi Modeli'nde ise, uygulama tamamen bizim kültürümüzün bir ürünüdür. Gelir dağılımında denge, sürekli büyüme ve tam istihdam çok uyumlu biçimde gerçekleşmektedir. Sosyal devlet olmanın gerekli temel şartları da bunlardır. Faiz olmaması enflasyonun sıfırlanmasıdır. Bizim kültürümüzde yalan söylemek yasaktır. Bu gerçek bilindiği halde liberal ekonominin vergi alma tekniği esnafımızın yalan söylemesini mecbur hale getirmiş, ayakta kalmak için devletine yanlış ve ek­sik beyanlarda bulunmuşlardır. Bu nedenle ruhsal o­larak suçluluk hakimdir. Milli Ekonomi Modeli'nde, yüz milyarın altında kazanan her kim olursa olsun kendisinden vergi alınmayacak olması, halkımıza kendine güven ve inançlarına uygun hareket etme­nin mutluluğunu kazandıracaktır. Ve daha fazla im­kanlara sahip olmak için gelişme çabalarını sürdür­meye devam edecektir. Şunu açıkça söylemekte yarar görüyorum. Kapi­talist düzene göre ekonomi: İnsanın sınırsız ihtiyaç­larını karşılamak için sınırlı imkanların kullanılması olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma dayanan ekonomi kendi toplumunun menfaati için diğerlerini ezecektir. İşte bu nedenledir ki sömürü, savaş, işkenceler ve haksızlıklar dünyaya hakim olmaktadır. Şurası muhakkak ki insanın ihtiyaçları sınırsız değil aksine yaradılışı nedeni ile bir elin parmakları sayısı kadar bile değildir. Yeme içme, giyme, aile kurma vs... Ama ona sunulan imkanlara baktığımızda, tüm ihtiyaçlarına karşılık sayılamayacak kadar çok alterna­tifler ve bolluk vardır. Seç, seç ye; beğen, beğen giy; seç, seç al. Demek ki ekonomi bilimi denilen ve toplumu yanlış bir tanımın peşinde sürükleyen, uğrunda harpler yapı­lan, sayısını söylemede zorluk çekilen milyonlarca e­serler yazılan sayısız öğrenci ve öğretmen yetiştirilen sonunda bir hiç olduğu, Prof. Dr. Haydar BAŞ tarafın­dan cesaretle gösterilen temelsiz bilimin, beşeriyet a­dına tam bir SKANDAL olduğu gerçeği ile karşı karşı­ya gelinmiştir. Zaten uygulamalarda da görülmektedir ki sadece yüzde on gibi bir nüfus bu ekonomiden yarar sağla­mış, geride kalanlar ise daima ezilmişlerdir. Halbuki bunun tamamen aksinin olması, hatta yüzde yüzü­nün hayatlarını rahatça sürdürmeleri topluluklar için idealdir. Prof. Dr. Haydar BAŞ Bey'in yazdığı ve senelerce beyan ettiği Milli Ekonomi Modeli ilk önce ekonomi­nin tanımını düzelterek: sınırsız imkanları, insanın sı­nırlı olan ihtiyaçlarına kullanma ilmi olarak tanımla­mıştır. Hakikat bu olduğuna göre, kapitalizm ihtiyaç­ların değil fakat ihtirasların peşine düşmüş demektir. Bu nedenle yıllar boyu ilim adına temelde bozuk bir düzenin teorileri yapılmış tüm insanlık bunu bilim zannedip uygulamıştır. Teknolojide ileri olan toplu­luklar, GLOBALLLİK demogojileri ile bir türlü kalkı-namayan ve global güçlerin ihtiraslarının oluşmasını sağlayan toplulukları resmen suistimal etmiştir. Milli Ekonomi Modeli sınırsız imkanları halkın ö­nüne sermiş, devleti, vergi toplayan, tefecilik yapan ve milletini global güçlere köle eden bir devlet halin­den, halkına sahip çıkan, onlardan vergi alacağına, onlara maddi imkanlar tanıyan, üretime katkı sağla­yacak bir tüketim topluluğu ortaya çıkaran bir sosyal devlet haline getirmiştir. Fakirlik terimini tamamen lügatten çıkartan, her ferdinin gerekli ihtiyaçlarını kimseye muhtaç olmadan temin etmesini sağlayan bir baba devletin oluşmasını sağlamıştır. Aynı zamanda parayı, sadece bir mübadele ve değer saklama aracı olmaktan çıkarmış, ona kal­kınmada tahrik unsurluğu, mal ve hizmet karşılığı olma özelliği kazandırmıştır. Yani parayı para ya­pan gene Prof. Dr. Haydar BAŞ Bey olmuştur. Bu eser bütün bu işlevleri geniş olarak dünyanın gözü önüne sunmaktadır. Dönüp geriye ibret ile baktığımızda, asırlar boyu insanlara ekonomi bilimi olarak anlatılan, onbinler-ce makale yazılan, konferanslar düzenlenen, işin garibi, sayısız master ve doktoraların yapıldığı, ya­ni nalıncı keseri ile yontula yontula son durumuna gelen, uğrunda milyonlarca insanın perişan olduğu yanlışa dayalı ve küreselleşmeye destek bir eko­nomi modelini getirenleri, gafletleri veya gizli gaye­leri ile başbaşa bırakırken, ben, bunların karşısın­da güçlü bir model ve bir hakiki eser görmekten i­lim adamı olarak mutluluk, milletim adına gurur duymaktayım. Kalkınamayan, global bataklıkta kalkınmak için çır­pındıkça daha da batan topluluklara müjdeler olsun! Milli Ekonomi Modeli ile Sosyal Devlet Projesi'ni orta­ya atan, zayıf devleti değil her işte halkı ile eşit şartlar­da el ele güçlü bir devleti, yani baba devleti tanıtan bu eser kurtuluşumuza kaynak olacaktır. Şunu asla unut­mayınız, bu model ekonomide bir alternatif model de­ğildir. Zaten yukarıda anlatıldığı gibi temelden yanlış bir modelin alternatifi nasıl olur ki. Ekonomi bilimi bu temel eserle gerçek olarak başlamıştır. Bu bir tarihi o­laydır. Bu eser sonsuza kadar rehber ve ders kitabı o­larak anılacaktır. Bilime yaptığı bu katkıdan dolayı Sa­yın Prof. Dr. Haydar BAŞ Bey'i tebrik ediyor, Allah'tan (c.c) başarılar ve sağlıklar diliyorum. Prof. Dr. Ata SELÇUK Fırat Üniversitesi...
btp ile ilgili görsel sonucu

Hoş Geldin Atatürk ruhun şâd olsun

Prof. Dr. Haydar Baş

İnanınız, hiçbir millet ona bağımsızlık ve bir devlet armağan eden kurucusunu bizim kadar eleştirmez.
Türk milleti ile kurtarıcısı ve devletinin kurucusu arasında önemli bir set vardı.
Araştırmalarımıza göre; Osmanlı’nın bizzat ortaya koyduğu, Cumhuriyet döneminde de İngiliz ve Yunan ajanlarının sahip çıktığı, henüz Ata hayatta iken başlayan ve esasen millet için tezgâhlanan ‘dinsizdir’ yalanı idi bu set.
Cumhuriyet döneminde Ermeni, Yahudi, Rum azınlıkların bu fitneyi devamlı halka pompaladığı görüldü.
Bu yalanı Atatürk, Filistin hakkındaki konuşmasında kendi de şöyle dile getirir:
“Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyet’e lakayt olmakla itham edildik. Fakat bu ithamlara rağmen Filistin konusunda Peygamberin son arzusunu, yani mukaddes toprakların daima İslam hâkimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız.”
Eğer siz ‘dinsiz bir lider'i millete empoze ederseniz, kurduğu devlet de 'dinsiz' olur. Değerleri de…
Oysa Hacı Bektaş’ın evladı, Ehl-i Beyt soyundan gelen bir lider var karşımızda.
Eğer İmam Ali ile Mustafa Kemal arasında bir bağ kurarsanız, bugün yaşanan Ortadoğu’daki savaşlara, Suriye işgaline, ABD’ye uydu olan Arap İslam dünyasına, İslam tarihi boyunca en büyük yalan olan Şii-Sünni savaşına karşı duracak bir devlet, lider ve siyaset anlayışı çıkardı önümüze.
Zira bugünün lideri kurucusunu örnek alırdı. İşte Batı; oyunlarla, Müslüman Türk’ün bu lider anlayışını bozmuştur.
Cumhuriyet tarihi boyunca yapılanlar, kurucusu ve devleti dinsiz olan, milletin de dinsiz olduğu yalanından hareketle Türk milletini de dininden kopardı, inancı ile mücadele eder bir noktaya taşıdı.
İşin esası buyken, İslam’ı savunacağız diye devreye girenler yanlışa düşüp; devleti, Atatürk’ü ve milleti inkâr ettiler.
En az 30 seneden beri gerçek Atatürk’ü anlatıyoruz.
Yani İmam Rıza’nın soyundan gelen, ailesinde 5 tarikten şeyhlerin olduğu bir babanın; Peygamber soyundan olanların işlerini takiple görevli Nakipzadelerden, dedesi şeyhülislam olan bir annenin evladını…
Kendini ‘ben Selanik meydan dedesi Kemal’ olarak tanıtan bir askeri…
Eserlerinin tamamını kütüphanesinde bulundurduğu hürriyet ve bağımsızlık sevdalısı Namık Kemal gibi Bektaşi olan bir lideri…
Kurtuluş Savaşı’nı Hacı Bektaş dergâhında, “evladını önüme aldım savaşa gidiyorum, beni mahcup eyleme” duası ile başlatan bir komutanı…
Kurtuluş Savaşı döneminde, Şeyh Senusi’ye rüyasında Hz. Peygamberin ‘sağ elimi Ankara’da Mustafa Kemal'e verdim’ buyurduğu bir Mehmetçiği… 
Nutuk’ta kendi beyanı ile Kutb’ul-Aktab olduğunu yazan lideri…
Ki öyledir de…
Siz 1919’un şartlarında bırakınız cep telefonunu, telefonun olmadığı, ulaşımın kesildiği, televizyon gibi iletişim araçlarının bulunmadığı bir ortamda işgal güçlerine karşı, silahsız, teçhizatsız, aç bir halde iken ümmi halkı topyekûn ayağa kaldırmayı kolay sanıyorsunuz herhalde.
Ya da, İngiliz himayesi ve ya Amerikan mandasını tartışan Saray’a rağmen bir bağımsızlık savaşı vermeyi…
28 Aralık 1919’da Ankara’da halka yaptığı konuşmada Atatürk buna değinerek şöyle der:
“Maksat, Osmanlı vatanının bütünlüğünü ve yüce hilafet ve saltanat makamının ve milli bağımsızlığın dokunulmazlığını temin için Kuvva-yı Milliye’yi hakim kılmaktır.
Ferit Paşa buna mani olmaya kalktı. Bu teşebbüsleri memleket dâhilinde kötüye yormaya uğraştı, ‘ittihatçılıktır’ dedi. Dâhili ve harici kamuoyunda muvaffak olamadı.
Bunu gördükten sonra yeni silah aradı, ‘Bolşeviklik’ dedi. Resmi telgraflarında Bolşevikleri Karadeniz’den takım takım Samsun, Trabzon ve dâhiline doğru yürüdüğünü, memleketi alt üst ettiğini resmen yaydı.”
Ancak Kutb’ul-Aktab olan bir iman gücü bunlarla mücadele edebilir.
Zaten manevi büyüklerin olağanüstü halleri de böyle durumlarda görülür. Kimsenin yapamadığını yapar. Diyebiliriz ki, Kurtuluş Savaşı da Gazi Mustafa Kemal’in olağanüstü halidir.
Şunu iyi biliniz ki; O’nun dindar olması sadece dinsizleri rahatsız eder.
O’nun bir İslam büyüğü olması yalnızca azınlık ruhu taşıyanlarca reddedilebilir.
Halbuki Müslüman Türk milleti bizim vesilemizle tanıştığı dindar Atatürk için, “Hoş Geldin Atatürk” demektedir.
03 Ara 2018
tunalim · 32 görünüşler · Yorum bırakın

Çözümün adresi Haydar Baş ve kadrosu

‘Bu işi Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosu yapar’ konulu seminerde konuşan BTP Genel Sekreteri ve Ankara İl Başkanı Dr. Nuri Kaplan “Tüm ülkeler bir araya gelmiş ekonomik olarak çözüm bulmaya çalışıyor. Çözümü kapitalizmde veya sosyalizmde arayanlar zarardan başka bir şey bulamazlar” dediBağımsız Türkiye Partisi (BTP) Başkanlık Divanı toplantısında alınan karara istinaden Türkiye’nin tüm illerinde Bağımsız Türkiye Partisi kurmaylarının konuşmacı olarak katılacağı “Bu işi Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosu yapar”konulu haftalık konferanslar serisi başladı.

Bu kapsamda Başkent Ankara’da BTP Ankara İl Başkanlığı tarafından organize edilen konferansın konuşmacıları BTP Genel Sekreteri ve Ankara İl Başkanı Dr. Nuri Kaplan ve BTP MYK Üyesi İş Adamı İzzet Yaşar oldu.

İlk olarak konuşmasını yapan İzzet Yaşar, “Hoş Geldin Atatürk eseriyle birlikte Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş Türk Halkından gizlenmiş olan Atatürk’ü bizlerle tanıştırdı. O Atatürk ki emperyalist güçleri karşısına alarak yıkılmış olan bir imparatorluktan yepyeni bir Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran, Ehl-i Beyt soyundan gelen, manevi yönü çok kuvvetli olan, Kutbu'l-Aktap olan bir seçilmiş insandı. Seçilmiş insanlar vazifelerini tamamlamadan asla ölmezler. Çünkü o vazifeyi yapsınlar diye seçilmişlerdir. Atatürk vazifesini yaptı ve gâvur çizmesi altında bu toprakların ezilmesine müsaade etmedi. Günümüzde de seçilmiş insan Prof. Dr. Haydar Baş’tır ve vazifesini hakkıyla yapmaktadır. Sayın Baş ortaya koyduğu modelle, yaptığı açılımlarla, batıla karşı korkusuzca tek başına mücadele etmesiyle vazifesini tam manasıyla yapmaktadır. Zaten bu vazifeyi yalnızca Sayın Baş ve BTP kadroları yapabilir.” dedi.

‘Ekonomik zafer ancak MEM ile olur’

İkinci olarak söz alan Dr. Nuri Kaplan “Bildiğiniz üzere her konunun bir uzmanı vardır. Uzmanı olmayan kişiler tarafından bir konunun ele alınması fayda değil zarar getirir. Örneğin kalbi tıkalı bir hastayı ele alalım. Bu hasta için yüz kişi bir araya gelsek, yüz gün çalışsak hastayı kurtarabilir miyiz? Kurtarmayı bırakın hastayı öldürürüz. Bu hastayı kalp cerrahisi alanında uzman yalnızca bir kişiye teslim edelim. Yüz kişinin yüz günde yapamadığını tek başına dakikalar içinde yapabilir ve hastayı yaşatabilir. Benzer şekilde ekonomik çıkmazda ülkelerin geldiği noktada ülkeleri bu hastaya benzetebiliriz. Tüm dünya bir araya gelmiş ekonomik olarak çözüm bulmaya çalışıyor. Çözümü kapitalizmde veya sosyalizmde arayan ülkeler bırakın bir fayda görmeyi zarardan başka bir şey görmemişlerdir. Tam da bu noktada işin uzmanı bir kişi çıkıp bu işi ben çok iyi biliyorum, bu işi ben yaparım demektedir. Bu kişi Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş’tır ve çözüm reçetesi de Milli Ekonomi Modeli’dir. Dünyanın ve ülkemizin başka çıkış noktası ve kurtuluş adresi yoktur. Ülkemizin bekası, milletimizin geleceği ekonomik olarak bağımsızlıktan geçer. Bu noktada Atatürk’ün “Askeri zaferler ne kadar anlı şanlı olursa olsun ekonomik anlamda bir zafere dönüştürülmediği müddetçe kalıcı olamazlar.” sözünü hatırlatmakta fayda var. İşte bu ekonomik zaferin sağlanması ancak Milli Ekonomi Modeli’yle, modelin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş ve BTP kadroları ile olur.” dedi.

HAYDAR YILDIZ / ANKARA
03 Ara 2018
tunalim · 29 görünüşler · Yorum bırakın

Türkiye stagflasyona girdi ama!

Eski Devlet Bakanı Doç Dr. Işın Çelebi, Türkiye’ye bu yıl ‘kaynağı belirsiz’ 17 milyar dolar para girdiğine işaret ederek, “Büyüme düşecek, işsizlik ve buna bağlı olarak sosyal problemler artacak. Bu tablo her şeyi anlatıyor. Stagflasyona gidiyor Türkiye” dedi                              Eski Hazine Müsteşarı Dr. Mahfi Eğilmez ve Eski Devlet Bakanı Doç. Dr. Işın Çelebi, Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin moderatörlüğünde Çarşamba akşamı Ekonomi Söyleşileri programı kapsamında Altınbaş Üniversitesi Gayrettepe Kampüsü’nde güncel ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Her üç isim de Altınbaş Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. 

2018’in en ciddi konusu

Eski Hazine Müsteşarı Eğilmez, 2018’te en ciddi konunun TL’nin değer kaybı olduğuna işaret ederek, “Bunun enflasyon üzerinde ciddi etkisi oldu. 1990’lı yılların sonunda dolar mevduat oranı yüzde 55’e kadar yükselmişti. 2001’deki IMF programı sonrası yüzde 30’a indi. 2010’dan sonra ekonomideki bozulmaya paralel olarak 2018’de tekrar yüzde 48’e çıktı. Demek ki ekonomide görünüm bozulduğunda mevduatlar dövize yöneliyor. Ekonomide bozulmayla birlikte ekonomiye güven azalıyor” dedi. Döviz kurunun 3.78’den yavaş yavaş mesela 4.20’ye çıkmasının sorun olmadığına işaret eden Eğilmez, “Ancak 3.78’den bir anda 7.20’ye çıkması dengeleri bozuyor. İthalatçı etkileniyor, şimdi düştü ihracatçı etkileniyor” dedi.

Enflasyon hesaplaması yanlış

Merkez Bankası’nın enflasyonu hesaplarken TÜFE’yi esas almasının yanlış olduğunu dile getiren Eğimez, şunları söyledi: “TÜFE hesabının içinde altın var, enerji var. Merkez Bankası’nın politikaları bunların fiyatlarını etkileyemeyiz. Bunların fiyatı küresel düzeyde belirleniyor. C Endeksi (enerji ve altın olmadan yapılan enflasyon hesabı) hedeflenmeli. Mesela Merkez Bankası, C Endeksi için hedefim 5, TÜFE için tahminim 15 diyebilir. Sadece TÜFE’yi hedeflediği için, hedefleri bir türlü tutmuyor!”

Sanayi üretimi çakıldı

Sanayi üretiminin bu yıl çakıldığına işaret eden Mahfi Eğilmez, “GSMH’nin yüzde 25’ini sanayi üretimi teşkil ediyor. Bununla birlikte ekonominin yüzde 65’ini oluşturan hizmet sektörünü de sanayi yönlendiriyor. Sanayinin Temmuz-Eylül dönemi büyümesi sıfır! Çok ciddi çakılma var. Bu durum ülkeyi tehdit ediyor. Öte yandan en son açıklanan işsizlik rakamı Ağustos’a ait... İşsizlik Kasım, Aralık aylarında ne olacak? Burada da durum vahim” şeklinde konuştu. Önümüzdeki yıl büyümenin ‘eksi’ olacağını kaydeden Eğilmez, şöyle devam etti: “İşsizlikte artış olacak, yüzde 14’lere gidiş olacak. Enflasyon bir miktar düşecek. Kısaca 2019 bu yıldan kötü olacak. Öte ABD Merkez bankası (FED) 2019’da piyasadan 600 milyar dolar çekecek. Avrupa Merkez Bankası da para çekecek. Dolayısıyla şirketler için de 2019 sıkıntılı bir yıl olacak zira dış kaynağa erişim zorlaşacak. Özel sektörün 220 milyar dolar borcu var. Özellikle borçları dövizle, geliri TL olan şirketler açısından sorun büyük. Elbette faizi verirsen para bulursun. Ancak faiz anormal yükselirse borçlanamazsın.”

Türkiye nereye gidiyor?

Eski Devlet Bakanı Doç Dr. Işın Çelebi de, Merkez Bankası verilerinden yola çıkarak, “Geçen yıl ‘net hata noksan’ 3 milyar dolar ekside idi... Bu sene 17 milyar dolar artıda. Yani bu yıl Türkiye’ye kaynağı belli olmayan 17 milyar dolar girmiş. Bu tablo her şeyi anlatıyor. Stagflasyona (enflasyonun yüksek olduğu, piyasada durgunluğun bulunduğu ekonomi tabiri) gidiyor Türkiye. Bunun sonucunda işsizlik artacak, sosyal problemler çoğalacak. Stagflasyonu aşmak da o kadar kolay değil. Ekonomi kur ve faiz değil. İşsizlik ne oluyor? Eğitimli gençlerde işsizlik oramı neden yüzde 28? Neden üniversite mezunları iş bulamıyor? Soru soramayan ve sorgulayamayan bir eğitim iş üretemez” şeklinde konuştu. Bu noktada söze giren Mahfi Eğilmez, Türkiye’nin stagflasyona gittiğini teyit ederek, “Stagflasyona girmenin şartı büyümenin ‘sıfır’ olmasıdır. Bu yıl Ekim-Kasım döneminde büyümenin sıfıra inme ihtimali yüksek” dedi. Eğilmez, şöyle konuştu: “Şu anda enflasyonu düşürmek, büyümeyi yükseltmek lazım. Kolay mı? Zor. Öncelikle beklentilerin düzeltilmesi gerekiyor.”

Yapısal reformlar nedir?

Eski Hazine Müsteşarı Mahfi Eğilmez, bir dinleyicinin Türkiye’de sürekli yapısal reformlardan bahsedildiğini, bunların ne olduğunu sorması üzerine “Atatürk devrimleri yapısal reformlardır. Yapısal reformların başında yargı bağımsızlığı gelir. Sorgulayan, araştıran eğitim şart. Öğrenciye türev almayı öğretiyorsun ama bunu niye aldığını öğretmiyorsun. Ürüne ve sektöre teşvik vereceksin, illere değil” şeklinde konuştu. Işın Çelebi de bu noktada “Demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri olmadan kalkınma olmaz” dedi. 

Bankaların durumu da sakat

Eski Devlet Bakanı Doç. Dr. Işın Çelebi, bankaların gidişatını saat saat takip ettiğine işaret ederek, “Bankalar verdiği krediyi tahsil edemiyor. Dahası faizler yükseldiği için kredi de veremiyorlar. Bankacılıkta ciddi kanama var” dedi. Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin de bankalar için şu anda yangın alarmı olmadığına savunarak, “Buna karşılık Türkiye’nin birinci reel sektör krizi kapıda. Türkiye’de çok sayıda şirket kapanacak. Bu şirketlerin çoğunu ‘asıl işi olmayan sektörlere giren’ şirketler teşkil edecek” dedi. Öte yandan döviz kurlarının düşmesini değerlendiren Işın Çelebi, “Şu anki kur sentetik, zorlama” dedi.

RECEP BAHAR / İSTANBUL

03 Ara 2018
tunalim · 45 görünüşler · Yorum bırakın

Türkiye’yi kurtaracak lider Prof. Dr. Haydar Baş’tır

‘Bu işi Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosu yapar’ konulu seminerde konuşan BTP MYK Üyesi Orhan Dede Türkiye’nin ekonomik olarak geldiği noktaya vurgu yaparak “Bazı küresel şirketlerin piyasa değeri Türkiye'nin yaklaşık 700 milyar dolar olan milli gelirini bile aşıyor. Türkiye'ye kurtuluş yolunu çizecek olan lider Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosudur” dedi
Bağımsız Türkiye Partisi Yalova İl Başkanlığı tarafından “Bu işi Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosu yapar” konulu seminer programı organize edildi.

Programa konuşmacı olarak BTP MYK üyelerinden Murat Çabas ve Orhan Dede katıldılar. Çok sayıda vatandaşın iştirak ettiği programın açılış konuşmasını yapan BTP Yalova İl Başkanı Yüksel Durak, “Biz bu çalışmaları seçime endeksli değil, her zaman yapmaktayız. Toplumu bilinçlendirmek ve gerçeklerden haberdar etmek BTP’nin misyonudur” dedi.

Çözüm ancak BTP ile mümkün  

Programda konuşan Murat Çabas ülkemizin yaşadığı sorunlardan bahsederek, BTP’nin bu sorunlara çözüm yollarını anlattı.

Çabas konuşmasında şunları söyledi:

“Bugün ülkemizin yaşadığı birçok sorun vardır. Devlet borç batağında, şirketlerin, vatandaşların neredeyse tamamına yakını borç batağındadır. Dolar kurunun ve faizlerin yükselmesi, maliyetleri ve enflasyonu ciddi oranda artırmaktadır. Ekonomimiz pamuk ipliğine bağlı, kırılganlığı zirvededir. ABD Başkanı’nın bir tweetiyle dolar 7,5 TL’ye fırlayacak kadar istikrarlı(!) bir ekonomimiz var. Geçim darlığı had safhada, gençlerimiz işsiz, boşanmalar artıyor. Adeta toplumsal bir cinnet yaşıyoruz. Terör eskiden güneydoğu kırsalındaydı, şimdi Karadeniz’de bile terörle mücadele yapmak zorundayız. Suriye sınırımızda ABD’nin desteklediği bir terör devleti oluşumu hızla inşa ediliyor. Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi tacizde sınır tanımıyor. Dört bir tarafımız tehditlerle dolu. 

Bütün bu problemler, bu problemlerin asıl nedeni olan küresel iradelere teslim olmuş bir siyaset anlayışıyla asla çözülemez. Bunun için tam bağımsız bir ekonomi, tam bağımsız bir siyaset anlayışı lazım. Bugün bunun adı Milli Ekonomi Modeli, Sosyal Devlet Milli Devlet’tir. Yani Prof. Dr. Haydar Baş’tır, Bağımsız Türkiye Partisi’dir. BRICS devletleri Milli Ekonomi Modeli ile tüm sorunlarını çözmüştür, Türkiye’nin tek çıkış yolu da budur. Bu sebeple diyoruz ki, bu işi Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosu yapar, başkaları asla yapamaz."

Doğru lider, doğru kadro, güçlü Türkiye

Orhan Dede ise programdaki konuşmasında Türkiye’nin ekonomik olarak geldiği noktayı çarpıcı bir örnekle ortaya koydu.

“Bazı küresel şirketlerin piyasa değeri 81 milyonluk Türkiye'nin yaklaşık 700 milyar dolar olan milli gelirini dahi aşıyor. Amazon, 765 milyar dolar, Apple 921 milyar dolar, Google'ın piyasa değeri ise 750 milyar dolar. Yani Türkiye bir yabancı şirket kadar bile değer üretemiyor” diye konuşan BTP MYK Üyesi Orhan Dede şunları söyledi:

“Şüphesiz benzer örnekler verebiliriz. Mevcut durumdan önceki iktidarlar da sorumludur elbet, ancak 16 yıldır tek başına iktidar olan hükümet çok daha fazla sorumludur. Ülkemiz bu vahim durumdan ancak yeni bir siyaset ve yönetim anlayışıyla kurtulabilir. İşte Türkiye'ye bu kurtuluş yolunu çizecek lider Prof. Dr. Haydar Baş'tır, kadro ise Bağımsız Türkiye Partisi kadrolarıdır. Bugüne kadar ortaya koyduğu çalışmalarla, tüm dünyada yankı uyandıran ve uygulanmaya başlayan Milli Ekonomi Modeli'yle, sadece Türkiye'de değil, tüm İslam coğrafyasında gerçek kardeşliği temin edecek yol haritasını içinde barındıran, 14 ciltlik Ehl-i Beyt Külliyatı'yla Prof. Dr. Haydar Baş, bu işi bildiğini ve kısa zamanda ülkemizi içinde bulunduğu kötü durumdan kurtarabileceğini binlerce kez kanıtlamıştır. Bağımsız Türkiye Partisi kadroları da hiçbir pisliğe bulaşmadan liderlerinin çevresinde kenetlendikleri için Türkiye'nin beklediği kadro olduklarını göstermiştir. Şimdi sıra millettedir.”

YENİ MESAJ / YALOVA
03 Ara 2018
tunalim · 27 görünüşler · Yorum bırakın

Prof. Dr. Haydar Baş: ‘Kardeş kavgasını ben bitireceğim’

Trabzon’da düzenlenen ‘Çare Bir ve Beraber Olmak Sempozyumu’nda konuşan Prof. Dr. Haydar Baş, “Alevi-Sünni kavgasını bitireceğim. Çünkü Alevi de sensin Sünni de sensin" dedi. Program sonunda Bağımsız Türkiye Partisi’nin Karadeniz bölgesindeki belediye başkan adayları tanıtıldı                       YENİ MESAJ/TRABZON

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) tarafından Trabzon’da düzenlenen ‘Çare Bir ve Beraber Olmak Sempozyumu’na Trabzon halkının ilgisi çok büyük oldu.

Salonun hınca hınç dolduğu coşkulu programın son bölümünde 31 Mart 2019’da yapılacak yerel seçimlerde Karadeniz bölgesindeki illerin BTP’li belediye başkan adayları tanıtıldı. BTP belediye başkan adayları isim isim okunarak, vatandaşlara tanıtıldı.

 Trabzon, Ordu ve Samsun Büyükşehir Belediye Başkan adayları ise sahneye davet edilerek birer selamlama konuşmaları yaptı. Daha sonra BTP’den aday olan üç büyükşehrin belediye başkan adayları BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş ile birlikte el kaldırdılar.

Coşku dolu alkışlar arasında gerçekleşen aday tanıtımından sonra sempozyumun kapanış konuşmasını BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş yaptı. Konuşmasına ekonomi üzerine değerlendirmeler yaparak başladı.

Prof. Dr. Baş, "Ekonomiyi benden iyi bilen yok. Beni niye gizliyorsun? Gizlesen de gizlemesen de bu güneş doğdu. Ben '5 bin lira asgari ücret vereceğim' dedim. Bu ne demektir; Türkiye'nin kaynakları buna yeter demektir. Senin kafan çalışmıyorsa, bana ne. Ben dünyanın önüne Milli Ekonomi Modeli ile çıktım" dedi.

‘Zengin olmak isteyen benimle olacak’

Milli Ekonomi Modeli’nin Rusya ve Çin’de hayata geçirildiğine vurgu yapan Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: "Rusya şu anda benim modelimi uyguluyor, ama Çin onu fersah fersah geçti. Neden? Çünkü Çin modelimde yer alan tüketimi destekleme prensibini daha fazla devreye koydu. Esasen bu işin ruhu da tüketimdir. Neden tüketim? Pazara gittiğiniz zaman size para lazım. Paranız olduğu zaman istediğinizi alırsınız. İşte benim Milli Ekonomi Modeli sistemim cebinizde para nasıl olacak onu anlatıyor, benim sistemim bu. Aslında zengin olmak istiyorsanız benimle olacaksınız, başkasıyla da olamazsınız. Çünkü bunlar bu işi bilmez. Baktım piyasada milli para sözleri dolaşıyor. Arkadaşlar milli para ifadesi, 2005 yılında Haydar hoca ile birlikte iktisat literatürüne girdi. Ben bu işi iyi biliyorum. Türkiye'yi bize teslim etsinler 6 ayda dünya lideri yaparım."

‘FETÖ ile 20 yıl mücadele ettim’

Konuşmasında Fetullahçı Terör Örgütü’yle (FETÖ) mücadele konusuna da değinen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Ben tam 20 yıl FETÖ ile mücadele ettim. O zaman yanımda hiç kimse yoktu" dedi ve şu çarpıcı ifadeleri kullandı: "Geçmişte FET֒cü olan adamlar şimdi bakıyorum FETÖ'nün bir numaralı düşmanı oldu. ‘Haydar Hoca Fetullah'ı kıskanıyor’ diyen adam sensin. Daha neler neler dediler. FETÖ bana ceza ve tazminat davaları açtı. Allah yardım etti hepsini kazandım."

‘Kardeş kavgasını ben bitireceğim’

Trabzon'daki konuşmasında, "1980 yılından bu yana ülkenin birliğinden beraberliğinden bahsediyorum. Başımıza ne geldi ise fitneden, tefrikadan geldi" diyen BTP lideri Baş, "İki Müslüman Türk evladı bir arada geçinemedi. Bu ülkede sağcı-solcu, Alevi-Sünni ayrımı yapıldı. Solcu ile ülkücü aslında aynı. Bir evde iki kardeşten biri solcu, diğer ülkücüydü. Ben Alevi- Sünni kavgasını bitireceğim. Bu kavga neden bitecek? Çünkü Alevi de sensin Sünni de sensin. Oturuyorsun, içiyorsun, yiyorsun ondan sonra düşman ilan ediyorsun. Böyle bir şey olabilir mi?" ifadelerini kullandı.

‘Size hiç duymadığınız bir Atatürk anlatacağım’

Vatandaşların alkışları ve sloganları arasında yaklaşık 1 saat süren konuşmasının son bölümünü Mustafa Kemal Atatürk'e ayıran Prof. Dr. Haydar Baş, bir süre önce ifade ettiği ve Türkiye’de çok büyük yankı uyandıran ‘Anıtkabir’i abdestli ziyaret edin’ sözünü tekrar etti.

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: "Ankara'ya gittiğiniz zaman mutlaka Anıtkabir'e giderek Atatürk'ü ziyaret edin, ama O’nu abdestli ziyaret edin. Öyle sakallı cübbeli olup da İslam'dan haberi olmayan adamların ağzına bakıp da sakın ha Atatürk'e hakaret etmeyin. Eğer ciddi bir konferans organizasyonu yapılırsa ben size bugüne kadar duymadığınız bir Atatürk anlatacağım." 

İşte Bağımsız Türkiye Partisi’nin Karadeniz bölgesi illerindeki belediye başkan adayları:

BTP Trabzon İli Belediye Başkan Adayları:

Trabzon Büyük Şehir-Haydar Bektaş

Akçaabat-Ferhat Yanık

Araklı-Ferdi Şahintürk

Arsin-Ahmet Faik Sarı

Beşikdüzü-Abdullah Özdemir

Çarşıbaşı-Yusuf Öztürk

Çaykara-Yavuz Yüce

Düzköy-Mahmut Mermertaş

Dernekpazarı-Aydın Alioğlu

Of-Fatih Hayır

Sürmene-Zeki Uzun

Köprübaşı-Abdullah Muş

Şalpazarı-Şerafettin Olgun

Vakfıkebir-Mustafa Kul

Tonya-Cemil Uzuner

Hayrat-Kadir Altunkaynak

Maçka-Ali Pustu

Yomra-Hakan Ergan

BTP Artvin İli Belediye Başkan Adayları:

Merkez-Recep Ali Durmuş

Şavşat- Nevzat Çilingir

Ardanuç- Musa Çelik

Yusufeli-Niyazi Aydemir

Borçka- Süleyman Keskin

Murgul- Osman Keskin

Hopa-Murat Kars

Kemalpaşa-Cihat Akın

Arhavi-Özgürhan Magunacı

BTP Giresun İli Belediye Başkan Adayları:

Merkez- Abdulkadir Bayram

Eynesil- Ali Kocaman

Görele- Abdullah Özdemir

Tirebolu-Ahmet Kurucu  Bankacı

Espiye-Mehmet Küçükhasan

Güce-Mehmet Özdemir

Yağlıdere-Ziya Önal

Keşap-Zafer Aktaş

Şebinkarahisar-Zekai  Çıtlak

Alucra-Mehmet Hitaloğlu

Çamoluk-Zikrullah Yayla

Bulancak-Selami Kılıç 

Piraziz-Metin Yakan  

Çanakcı-Hayriye Aktaş

Doğankent-Hüseyin Kaya 

Dereli-Arif Karakuş 

BTP Rize İli Belediye Başkan Adayları:

Merkez-Kemal Pehlivanlar

Çayeli-Ümit Nebioğlu

Pazar-Fatih Deniz

Ardeşen-Sedat Gerz

Fındıklı-Mücahit Öksüz

Hemşin-Hacer Kal

Çamlıhemşin-Şenol Öksüz

Güneysu-Hanefi Kuk

Derepazarı-Yaşar Şeremet

İyidere-Gülten Artan

Kalkandere-Cumali Akgenç

İkizdere-Yusuf Reşit Beyazal

BTP Samsun İli Belediye Başkan Adayları:

Samsun Büyükşehir-Bekir Uslucan

İlkadım- Lisan Yolay

Atakum- Hüsniye Kömürlü

Canik- Yusuf Kurt

Vezirköprü- Satılmış Gülhan

Havza- Mehmet Dağlı

Ladik- Nermin Yolay

Kavak- Seyit Ahmet Erat

Asarcık- Mustafa Kurt

Tekkeköy-Kamil Yenen

Çarşamba-ayri Ayan

Terme- Emel Kurt

Salıpazarı- Sadık Altay

Ayvacık-Cemal Pala

Bafra-Sezai Şahin

Alaçam-Mahmut Durgun

Yakakent-Bülent Küçükçakır

19 Mayıs-Ali Karamahmutoğlu

BTP Ordu İli Belediye Başkan Adayları:

Ordu Büyükşehir-Fahri Özgen

Altınordu- Ahmet Kahveci

Fatsa-Muharrem Çamaş

Çamaş-Turgut Çamaş

Çatalpınar-Nurittin Akbaşlı

Kabataş-Dursun Demir

Aybastı-Muammer Belen

Ünye-Vahit Bektaşoğlu

Çaybaşı-Ahmet Ayparçası

İkizce-Sezgin Şahinkaya

Akkuş-Hüseyin Palavar

Gölköy-Erdinç Toket

Gürgentepe-Emrah Karakoç

Ulubey-Yasin Özen

Kabadüz-Bülent Çelik

Gülyalı-Kemal Ay

Perşembe-Aytekin Kılıç

Korgan-Hüseyin Yılmazlı

Kumru-Ergün Naycı

Mesudiye-Orhan Koç
03 Ara 2018
tunalim · 28 görünüşler · Yorum bırakın

1, 2, 3, 4, 5  Sonraki sayfa