TUNALIM...
BENİM DÜNYAMA HOŞGELDİNİZ
Welcome to my world
Calendar
Şu anda kimler bağlı?
Visitor: 1
Archives
- September 2008 (1)
- August 2008 (4)
- July 2008 (1)
- June 2008 (5)
- May 2008 (3)
Links
TUNALIM...
İster ferdî ister toplumsal olaylar olsun, olumlu veya olumsuz her olayın temelinde, hareket noktasında; merkezinde insan vardır. İnsanı tanımadan, insanın sebep olduğu hiçbir olumsuzluğu ortadan kaldırmak ya da olumlu davranışlarda devamlılık sağlamak mümkün değildir.
Teknolojik açıdan dünyada çok hızlı gelişmeler sağlanmasına rağmen, insanın gerçek manada mutluluğu bir türlü sağlanamamıştır. Yapılan her yeni buluş, icat edilen her yenilik, insanın kullanımına sunulan şeyler hakkında olmuş ama, maalesef insanın manası; ruh ve gönül yapısı ihmal edilmiştir.
Dolayısıyla her şey insan için fakat, “insan ne için”, “kimin için?” sorusu muallakta (ortada) kalmıştır. Bunun sebebi de insanı tanıma noktasındaki eksikliktir.
İnsan, maddesiyle manasıyla bir bütündür. İhtirasları, arzuları, istekleri, ihtiyaçları; fizikî ve ruhî yapısı vardır. İhmal edilen hangi yönü olursa olsun aksamalar meydana çıkar. İnsanın aksayan yönünün yansımaları gerek fert, gerek toplum planında olumsuzluk olarak meydana çıkar. Fert planında kişinin karakteristik özellikleri, davranış biçimi olarak günlük yaşantısına yansır. Bu insan ferdi davranışını toplum içerisinde de sergileyeceği için onun yansımalarını toplum da birlikte yaşayacak, olumlu ya da olumsuz davranışlardan toplum da etkilenmiş olacaktır.
Öfke tabiatlı bir insan isek eğer; ikinci şahıslarla ilişkide, yapılan işlerde öfke hâkim olacaktır; öfkenin yaydığı negatif enerjiden etraftakiler olumsuz etkilenecektir. Sabırlı, sevecen, güler yüzlü biri isek eğer; ikinci şahıslarla ilişkide, yapılan işlerde, güzellikler yaşanacak; oluşan pozitif enerjiden çevremiz de olumlu etkilenecektir.
Bahsettiğimiz şeyler basit, her gün yaşadığımız gündelik olaylar gibi görünse de tüm sosyal olayların temelini, ferdin ve toplumun yaşantısını olumlu ya da olumsuz etkileyen, çok ama çok önemli olaylardır.
Şimdi elimizi vicdanımıza koyarak ülkemizdeki eğitim sisteminin bu yönde ne kadar fayda sağladığına bakarsak, hiç de iç açıcı sonuçlar ortaya çıkmayacağını görürüz. Eğitim, gerek ailede gerek eğitim kurumlarında; madde- mana; ruh-beden ilişkisi göz önüne alınarak yeniden düzenlenmelidir. O zaman, şanlı bir milletin nerden nereye geldiğini; toplumsal dertlerimizin bir bir çözüldüğünü görürüz.
Demek ki toplumsal huzurun sağlanması için öncelikle insanın kendisi fert planında ele alınmalı ve eğitimi ona göre yapılmalıdır.
İşte hayatın gerçeği
|
İşsiz, aşsız ve yarınlarından umutsuz yaşarken bir de milletin tefrikaya düşmesi, her şeyden daha tehlikelidir. Ne demişti milli şairimiz Mehmet Akif; “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez”.
''EMANETİN NAMUSUMUZDUR''
paylaşmak istedim Gerçekten de çok büyük bir lider...Ruhu şad olsun..
ATATÜRK'ÜN DİNİ GÖRÜŞÜ!
Ordunun başı olan rahmetli fevzi çakmak yardımcısı orgeneral asım gündüz namaz kılarlardı. atatürk devrinde türkiye büyük millet meclisi başkanı olan abdülhalik renda, cuma namazlarını hacı bayram camii'nde kılardı. yazılarımızın doğruluğunu ispat için canlı şahit de gösterebiliriz. çok şükür asım gündüz paşamız hayattadır. kendilerinden sorabilirsiniz.
Yıl 1930, atatürk fevzi çakmak'la birlikte yurt gezisine çıkıyorlar, yolculuk trenle yapılıyor. vagonda atatürk, fevzi çakmak'la başbaşa vermiş memleket işlerini görüşüyorlar. dalkavukluğu ile tanınan bir milletvekili içeri giriyor. ata'nın kulağına gizli bir şeyler söylüyor. atatürk birden kaşlarını çatıyor ve fevzi paşa'ya dönerek 'paşam; lütfen beni takip ediniz, arkadaş bir haber getirdi birlikte inceleyelim' diyor.
Atatürk ile çakmak cumhurbaşkanlığı maiyet erkanına aid vagona geçiyorlar. atatürk vagonun kapısını hafifçe açıyor ve fevzi paşa'ya gösteriyor. yüksek rütbeli bir subay vagonda kanepe üzerinde namaz kılmaktadır. atatürk vagonun kapısını kapadıktan sonra millet vekilinin yüzüne tükürüyor ve mareşal'a diyor ki: 'paşam, bu adamın biraz evvel kulağıma gizli bir şeyler söylediğini gördünüz. bu adam, muhafız kıtasına mensup yüksek rütbeli bir subayın vagonda namaz kıldğını gammazladı. bu adam, namaz kılmayı kendi aklınca suç görüyor. durumu size göstermek için buraya kadar zahmet ettirdim.' atatürk ilk istasyonda milletvekilini trenden indiriyor ve gelen devrede milletvekili seçtirmiyor. peygamberimiz 'ölülerin kötülüklerini açıklamayınız' buyurmuşlardı. sözünü ettiğimiz milletvekili ölmüş olduğundan ismini açıklamadık.
Bu satırların aciz yazarı atatürk devrinde hem devlet memuru, hem de din görevlisi idi. camilerde minberde hutbe okur, kürsülerde dua yapardık. neden bize baskı yapılmadı? işimizden atılmadık? atatürk devrinde general kerameddin kocaman, resmi general elbisesi ile teşvikiye camii'nde kur'an okurdu. neden emekliye sevkedilmedi? cumhuriyetin ilk diyanet işleri başkanı rahmetli rıfat börekçi'den defalarca dinledik. rıfat börekçi bize şöyle söylemişti: 'ata'nın huzura girdiğimde beni ayakta karşılarlardı. utanır, ezilir, büzülür, paşam beni mahcup ediyorsunuz dediğim zaman din adamlarına saygı göstermek müslümanlığın icaplarındandır buyururlardı. atatürk, şahsi çıkarları için kutsal dinimizi siyasete alet eden cahil din adamlarını sevmezdi.'
Atatürk devrinde vaizlerin konuşturulmadığı sözleri bir iftiradır. geçen yıl tanrının rahmetine tevdi ettiğimiz beşiktaşlı hacı cemal hoca hakkında bir defa olsun tagibat yapılmamıştır.
Tekkeler atatürk'ün emriyle değil, kanun hükümleri gereğince kapatılmıştır. son zamanlarda bu kutsal çatılar zikir meclisinden ayrılmış, bazı tekkeler, işret, zina ve livata gibi islam dininin kesin olarak haram eylediği kötü şeylere sahne olmuşlardı. tekkeler kapatıldığı gibi, arif-i billah, gerçek mürşid kenan rafai hazretleri aynen şöyle buyurmuşlardı:
'Tekkelerin kapatılması çok isabetli oldu. tekke şeyhlerinin bir çokları cahildi, şeyh demek mürşid demektir, cahil bir insan mürşid olamaz, gerçek mürşid sadece tekkede değil her yerde halkı irşad edebilir' iftira ve yalan en büyük günahlardandır. kur'an 'iftiraya cür'et edenler yalan söyleyenler mümin değildir' buyuruyor. atatürk'e dinsiz diye iftira edenler kur'anın ayetlerini inkar etmiş olurlar. ayıptır efendiler; atatürk'e dil uzatmayınız, atatürk devrini kötülemeyiniz. türk ulusu atatürk'ü tanır ve sever. atatürk'ün gerçek bir müslüman olduğunu vesikalarla ispat ettik sanıyoruz.
Ercüment Demirer / Bakış, Aralık 1969
'ATATÜRK'ÜN CUMA HUTBELERİ' ve NAMAZ
Cumhuriyetin ilk Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi tarafından hazırlanan Cuma hutbeleri Gazi'nin isteği üzerine Türkçe kaleme alınmış ve 1927 yılından itibaren de camilerde okunmaya başlamıştır.
Atatürk'ün ölümünden sonra hasıraltı edilen ve daha sonra da unutturulan bu hutbeler din bilgini Emine Şeyma Usta tarafından ortaya çıkarıldı ve 'Atatürk'ün Cuma Hutbeleri' adıyla yayınlandı.
İleri Yayınlar arasında çıkan hutbelerin konu başlıklarına baktığımızda hemen her konuya değinilmiş. Bizzat Atatürk'ün nezaretinde hazırlanan bu hutbeler aracılığıyla cami cemaatine devlet ve millet sevgisi aşılanmaya çalışılmakta, dinimizin özüne uygun mesajlar sunulmaktadır.
Hutbe sayısı 51 olup bunlardan ikisi de 'Namaz ve Hikmetleri'ne ayrılmıştır.
Adı geçen bölümde yer alan yaklaşımların ana hatları şöyledir: '…Bilmiş olun ki her kötülük Allah'ı unutmaktan çıkar. Her türlü fenalık Cenab-ı Hakkı düşünmemekten geçer… Mevlâ'sını unutanın ise artık önüne geçilmez. O canı ne isterse onu yapar...
İşte insanların bu hale gelmemesi için, herkese ALLAH'ını unutturmamak, herkesin göğsüne adeta bir bekçi koymak lazımdır. Bu da olsa olsa namazla gerçekleşir. Çünkü namaz insanın kötülük yapmasına engel olur… Namaz insanı çeker çevirir. Ve hakkın divanına sokar. Namaza durmak demek günde beş defa ALLAH'ın huzuruna çıkıp kul hakkı yemediğinin hesabını vermektir…'
Konu kendi mecrasında uzayıp gidiyor ve bir yerinde 'HAKK bize namaz kılın buyuruyor. Namazın ne olduğunu bilmeyenler, işin zevkine varmayanlar, namazı sadece yatıp kalkmak zannediyorlar… Namaz insanı melekleştirir ve de meleklerle buluşturur…'
E. Şeyma Usta -TUNALIM..
Syndication












ömer Esad ailesi ile birlikte.





