Takvim

Şubat 2009
PztiSalÇrşPerCumCmtsiPaz
 << <Mar 2010> >>
     12
3456789
10111213141516
17181920212223
2425262728  

Şu anda kimler hatta?

Uye: 0
Ziyaretçi: 1

Ilan

rss Sindikasyon

Yollanınan yazıların ilan edilişi: Mart 2009

Prof Dr Haydar BAŞ DİYORKİ;
Filistin’in kaderini yaşamayalım ;Ekonomi ağırlıklı bir konuşma yağan Prof. Dr. Baş oldukça dikkat çekici mesajlar verdi. Türk tarımının ABD ve IMF politikalarıyla bilinçli olarak bitirildiğini ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş, “bunun sonucu olarak vatandaş toprağını satmaya başladı” dedi ve çok önemli bir uyarı yaptı. BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Güneydoğu’da binlerce dönüm arazi bir anda elimizden çıktı. Ne oldu? İsrailli insanların eline geçti. Filistinli insanlar da zamanın da böyle yapmıştı. Vallahi de billahi de yarın kaderimiz aynısı olabilir. Onun için lütfen kendimize gelelim. Ülkemize sahip çıkalım. Toprağımızın bir karışını değil, bir santiminin bile satılışına asla müsaade etmeyelim.” Peşkeşçilere ders verilmeli Türkiye’nin yer altı kaynakları bakımından dünyanın en zengin ülkesi olduğunun altını çizen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, değeri 3 katrilyon doları aşan bu madenlerin yok pahasına yabancı firmalara satıldığını ifade etti. Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Bunlar bu madenleri işletmek yerine ne yaptılar biliyor musunuz? Kanada ve Amerikan şirketlerine bedavaya terk ettiler. Şimdi seçim geldi adamlar tır dolusu para gönderecek, o paraları dağıtacak ve iktidar olacaklar. Bizi iktidar etsin de Türkiye’nin yer altı kaynakları kime giderse gitsin diyorlar. Bunlara 29 Martta ders vermeye var mısınız? Şu insanların haline bakın. Kıyamet sabahına kadar Türk milletine yetecek maden rezervine sahip olmamıza rağmen beceriksizliklerinden, anlamazlıklarından, cehaletlerinden ve gafletlerinden dolayı IMF’ye gidip, el açıp dileniyorlar. Bunlara niçin ders vermiyoruz.” BTP’den başka proje sunan yok Daha sonra sözü küresel ekonomik krize getiren Prof. Dr. Haydar Baş kapitalist sistemin çöktüğü şu ortamda dünyanın Milli Ekonomi Modeli’ne yöneldiğini ifade etti. BTP Genel Başkanı, “Milletime maaş vereceğim dedim, güldüler. Siz de güldünüz. Öyle değil mi? Allah aşkına söyleyin. Ama şimdi dünya öyle bir noktaya geldi ki, kurtulmak için Haydar Hoca’nın projelerini hayata geçirmesi şart. E kardeşim sen hep 10 yıl sonra mı Haydar Hoca’ya geleceksin? Bunlar mı bizi idare edecek? Horoz dövüşü yapıyorlar. Şu tabloya bak. Hani sizin projeleriniz? Bizi kalkındırmak için karnımızı doyurmak için, sırtımızı giydirmek için, açlığı ve fakirliği yok etmek için hani projeleriniz?” diye sordu. Öğleden sonra GÜNAYDIN. 2001 YIlından beri haydar baş bu konuda 8 tane uluslar arası kongre düzenledi ve çözüm üretti. ama siz buna kulak tıkadınız. Şimdi dünya haydar baş ın sözüne geldi Milli Ekonomi Modeli TÜKETİM analiz endeksli bir proje okuyun görün Tüketimi desteklemeden ekonomi olaaz... OKUYUN BU HABERLERİ : Tüzmen: Merkez Bankası para bassın http://yenisafak.com.tr/arsiv/2001/aralik/05/e... Enflasyon tahminlerinin tutmadığını ileri süren Kürşat Tüzmen, Merkez Bankası'nın bayram ve yılbaşında para basması önerisinde bulundu. Dış Ticaret Müsteşarı Kürşad Tüzmen de enflasyon tahminlerinin tutmadığını ifade ederken, reel sektörün desteklenmesi anlamında Merkez Bankası`nın bayram ve yılbaşında biraz para basması önerisinde bulundu. - http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=82279... TUNALIM...
20 Mar 2009
Admin · 20 görünüşler · Yorum bırakın
YAVUZ HIRSIZ,EV SAHİBİNİ BASTIRIRMIŞ..
Gencturk
Yerel seçimlere iki haftadan az bir süre kaldı.
Ekonomideki daralma rekor kırıyor.
İşsizler ordusuna katılımlar her geçen gün rekor kırıyor.
İşten çıkarmalar rekor kırıyor.
Kara listeye alınan kredi borçları rekor kırıyor.
İcralık dosyalar rekor kırıyor.
Vatandaş rekor düzeyde yaşadığı gelir darlığı sebebiyle ekmek, süt gibi en temel ihtiyaçlarında dahi tasarrufa gidiyor.
Suç oranlarındaki artış rekor kırıyor.
Ekonomik, sosyal, hukuki bütün göstergeler olumsuz anlamda rekor üstüne rekor kırıyor ve biz böyle bir tabloyla seçime gidiyoruz.
Normal şartlar altında, bu tabloya neden olan siyasiler başları önde, halkın huzuruna dahi çıkamayacak durumda olmaları gerekiyor, ama maalesef ülkemizde durum böyle değil.
“Yavuz hırsız ev sahibi bastırırmış” tarzında bir siyaset anlayışı var.
Ülkemizi böyle bir karanlık tabloya itenler başları dik, mağrur ve sesleri gür, meydanlarda esip gürlüyorlar; vatandaş ise suçluluk psikolojisinde kendi halinde, içe kapanık, başı önde, mahcup…
İş bilmez siyasiler vatandaşın bu ezik halini görünce daha da cesaretlenip ses düzeylerini arttırıyor, konuşma tonlarını sertleştiriyor.
Vatandaş batıdan ithal edilen metotlarla, işsizlik, aşsızlık, açlık gibi kamçılarla kamçılanarak kuzulaştırılıyor ve batı tarzı bir demokrasiye hapsediliyor.
Halkın gerçek iradesini kullanamadığı bir demokrasi nasıl demokrasiyse…
Bir grubun rahatı için milyonların feda edildiği bir demokrasi…
Sonra da milletin demokratik kararını vereceği gün geldiğinde yıllarca milletten alınanın çok cüzi miktarıyla oyların satın alındığı bir demokrasi…
Kepçeyle toplanıyor çay kaşığıyla veriliyor.
Halkın kendi iradesiyle kararını veremediği yönlendirmeli ve kamçılı bir demokrasi…
Halkın en doğal anayasal hakkı olan sosyal devlet imkanlarının musluğunu sadece seçim zamanı oy kapmak için açan bir demokrasi anlayışı…
Mutlu azınlığın işine geldiği şekliyle demokrasi
Milletin gözünü boyayarak yapılan bir demokrasi
Milyonların kendi kararını veremediği bir demokrasi
Vatandaşın şikayet hakkını dahi kullanmakta tereddüt ettiği, korktuğu bir demokrasi
İşte böyle bir tablo ve anlayışla yeniden bir seçime doğru hızla gidiyoruz.
Milletimizin bütün bu kuşatmalardan kurtulup gerçek demokrasiye, gerçek çözüme ve projelere adım atması elbette ki kolay bir hadise değildir.
Ama aziz Türk milleti tarihinde birçok kez bu kumpaslardan kurtulmasını bilmiştir.
Milletimiz şu gerçeği de görüyor:
Yerel seçimler öncesi, seçimlere az bir zaman kala dahi ekonomide olumlu bir adım atamayan bir siyasetin seçim sonrası bir şey yapması mümkün mü? Elbette ki hayır.
Hükümetin varsa projesi seçim öncesi bunu yapar ve doğal olarak oy potansiyelini artırırdı,  ama IMF dışında hiçbir çözümleri yok ve tek çözüm kapıları IMF’nin de talepleri oldukça ağır.
Öyle ağır ki Hükümet seçim öncesi bu talepleri millet duymasın diye dört dönüyor.
Şimdi siyasiler savurdukları tehditlere ve son günler dağıtacakları üç beş kuruşa güveniyorlar.
İnşallah milletimiz bu sefer gerçekleri fark eder ve geleceği için önemli bir adım atar.
Yoksa millet demokrasinin gereğini yapayım derken, demokratik haklarını bir bir kaybedecek.
TUNALIM...
20 Mar 2009
Admin · 18 görünüşler · Yorum bırakın
TOPRAĞINIZI SATMAYIN



BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, yabancı bankaların vatandaşın toprağına el koyduğu Konya’da halkı uyardı: “Bir metrekare toprağınızı kaptırmayın. BTP sizi bu sıkıntıdan kurtarmak için gümbür gümbür geliyor.”

29 Mart’ta gerçekleştirilecek mahalli idareler seçimleri çerçevesinde yurt turunu sürdüren Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Konya’da Yalıhüyük ve Taşkent ile başladığı turuna Akşehir’le devam etti. Vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılanan BTP Genel Başkanı, Akşehir’in Reis beldesinde partisinin seçim bürosunun açılışını yaptı. Açılışın ardından belde sakinlerine seslenen Prof. Dr. Baş, BTP adayı Ömer Küçükiniş için seçmenlerden destek istedi.

Konyanın arazilerine yabancılar el koyuyor

Konuşmasına tarım kesiminin sorunlarını zikrederek başlayan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, vatandaşların Konya Ovası’ndaki arazilerin bir bölümünün yabancı bankaların ipoteği altına girdiği yakınmalarına dikkat çekerek, uyarılarda bulundu. BTP Lideri, şunları kaydetti: “Ektiğiniz, yetiştirdiğiniz tarım ürünleri para etmiyor. Buğdayınız, sebzeniz, meyveniz para etmiyor. Ancak buna rağmen, asla bir metrekare toprağınızı satmayın. Bağımsız Türkiye partisi, gümbür gümbür geliyor. O zaman tarım kesimini vereceğimiz desteklerle ayağa kaldıracağız. Hem siz rahata kavuşacaksınız, hem de Türkiye” dedi.

Çiftçi milletin efendisi olacak

Milli Ekonomi Modeli ile tarım kesimini ayağa kaldıracaklarını ve çiftçiyi gerçek anlamda milletin efendisi yapacaklarını ifade eden Prof. Dr. Baş, “İşsizlik konusunda çözümü olan açıklasın” diyen Başbakan erdoğan’a şu cevabı verdi: “Başbakan bunu söyleyerek bir bakıma ‘ben bu işi bilmiyorum’ itirafında bulundu. Biz bu işin kitabını yazdık. Ben bu işi biliyorum” dedi.

Kapitalizmin sonu geldi

Prof. Dr. Baş, Reis beldesinden Akşehir’in bir diğer beldesi Yazla’ya geçti. Vatandaşlar burada BTP Lideri’ni kurban keserek karşıladı. BTP Yazla Belediye Başkan Adayı Ömer Pınar’la birlikte vatandaşları selamlayan Prof. Dr. Baş, kapitalist sistemin sonunu getiren küresel ekonomik krizin tüm dünyanın yönünü Milli Ekonomi Modeli’ne çevirmesine yol açtığını vurguladı. BTP Genel Başkanı, dünyada 42 ülkenin krizden kurtulmak için modelden alıntı yaptığına işaret etti.

Davos’ta tiyatro oynandı

Davos’ta Başbakan Erdoğan’ın İsrail Cumhurbaşkanı Peres ile yaşadığı tartışmayı hatırlatan Prof. Dr. Baş, bu çerçevede konuşmasını yaptığı Konya semalarında eğitim gören İsrailli pilotları sorarak, şunları kaydetti: “İsrail’in pilotları Konya’da eğitim yapıyor. Kimse milleti kandırmasın. Tiyatro yapıyorlar.”
ÇÖZÜM TEK EMİSYON AMA !!!
Bütün kaynakları kesilen bir akarsuda değirmen döndürmek mümkün mü?
İşte Türkiye ekonomisinin hali böyle…
Dünyanın 450 bilim adamı tarafından takdir edilen ve 45 ülkesinin uygulamak için yarıştığı Milli Ekonomi Modeli’nde üç temel kaynaktan bahsedilmektedir:
1) Senyoraj geliri. Yani para basma hakkı.
2) Madenler
3) Vergi
Türkiye’de, birincisi IMF talimatlarıyla devre dışı, ikincisi yabancılara haraç mezat peşkeş çekiliyor,
üçüncüsünün ise büyük bir bölümü, alınan borçların faizlerine gidiyor.
Türk ekonomisini beslemesi gereken bu üç kaynak da maalesef olması gerektiği gibi değil.
Akarsu kendi kaynaklarıyla değil de yabancılardan alınan maliyetli parayla, yani taşıma suyuyla beslenmeye ve de değirmen döndürülmeye çalışılıyor.
Dünyada yaşanan küresel kriz sebebiyle bize maliyeti yüksek olan bu taşıma suyu da tükenme noktasına geldi.
Kaynakları tamamen kesen, ya da yanlış yerlere kanalize eden siyasiler şimdilerde piyasalara can suyu adı altında krediler sürüyorlar.
Bunun kaynağı da yine borç ve maliyetli para.
Bu krediler de tabiri caizse değirmeni kovalarla su serperek döndürmek gibi kalıyor.
Değirmen bir nebze hareket eder gibi oluyor, ama hemen duruveriyor.
Susuzluktan canı yananlar hala taşıma suyundan ve de bu taşıma suyunu tek çıkış olarak gösterenlerden medet umuyorlar. Bir kova daha gelse de bir an da olsa rahatlasak derdindeler.
Halbuki onlar da gayet iyi biliyorlar ki bu asla kesin bir çözüme ulaştırmaz.
Peki, nedir kesin çözüm?
Başta da ifade ettiğimiz gibi akarsuyun gerçek kaynaklarını devreye koymaktır.
Devlet senyoraj hakkını kullanmalıdır.
Para basarak gerektiğinde tüketimi, gerektiğinde ise üretimi teşvik etmeli, üretim ve tüketim dengesine dayalı sıfır enflasyonlu bir ekonomik sistemi hayata geçirmelidir.

www.milliekonomimodeli.com
TUNALIM..

14 Mar 2009
Admin · 35 görünüşler · Yorum bırakın
GENÇLİĞİMİZ GELECEĞİMİZDİR

Bir milletin geleceği gençliğine bağlıdır.
Gençliğine önem vermeyen, onları milli değerlerle yoğurmayan, onlara milli bir kimlik kazandırmayan bir millet elbette ki tarih sahnesinde kaybolmaya mahkumdur.
Şimdi gelin, bu kadar önemli olan geçliğimize, Türk gençliğine yeterli yatırım yapıyor muyuz bir bakalım.
Yapılan birçok bilimsel araştırma gençliğimize gereken önemi vermediğimizi ortaya koyuyor. Son günlerde aynı olumsuz tabloyu ifade eden birçok rapor açıklandı.
Özetle ifade edersek;
Gençliğimiz iyi bir eğitim almıyor
Gençliğimiz okumuyor
Gençliğimiz okuduğunu anlayamıyor
Gençliğimiz başıboş
Gençliğimiz işsizliğin pençesinde
Kayıtdışı çalışanların çoğu gençlerimiz, yani gençlerimize doğru dürüst bir sosyal güvence veremiyoruz
Sınav sistemleri, dershaneler, kurslar vs sebebiyle gençlik sadece bir rant kapısı olarak görülüyor
Lise mezunları iş bulamadığı gibi, üniversite mezunları da işsiz
Gençlerimizi kötü alışkanlıklardan koruyamıyoruz
Gençlik sigara ve alkol bağımlısı
Gençlik uyuşturucu bağımlısı
Gençlerimizin güvenliğini sağlayamıyoruz
Gençlik kendi başının çaresine bakmak zorunda kalıyor
Gençlik çeteleşiyor, agresifleşiyor
Gençlerimiz suça meyilli
Gençliğin önüne bir ideal koyamıyoruz
Gençlik kolay para kazanma derdinde
Sürekli ekranlarda gördüğü kolay zengin olanların peşinde
Gençlik ne Fatih’i biliyor, ne Ulubatlı Hasan’ı ne Seyit Onbaşı’yı ne de Mustafa Kemal Atatürk’ü
Gençlik ne Peygamberimizi biliyor, Hz. Ali’yi, ne Hz. Fatıma’yı, ne Hz. Hasan’ı, ne de Hz. Hüseyin’i
Gençlik ne Mevlana’yı biliyor, ne Yunus’u ne de Akşemseddin’i
Gençlerimiz bizden olanı bilmiyor, bizden olmayanı ise gözünde büyütüyor, ideal haline getiriyor.
Gençliğimiz ne milli değerlerini biliyor ne de manevi değerlerini…
Ülkemiz üzerinde hesabı olanlar gençliğimizle istedikleri gibi oynayabiliyorlar.
Aklı ve gönlünü milli ve manevi değerlerle donatmadığımız gençliğimize birileri mutlaka bir şeyler aşılıyor, ama bu bizim hayrımıza olmuyor
Gençlerimizi kurtlar sofrasında yalnız bırakıyoruz.
Onlara bir Türk kimliği kazandırmıyoruz.
Böylece geleceğimizi baltalıyoruz.
Ayaklarımızın altındaki zemini kayganlaştırıyoruz.
Esasen bizim gençliğimiz kor ateş gibi…
Sahip olduğumuz tarihi tecrübeleri, milli kimliği gençlerimize gerçekten versek, görün bakın o zaman onların arasından ne Fatih’ler, ne Mevlana’lar, ne Mustafa Kemaller çıkacak.
Gençliğimiz, işte o zaman kendisine doğruyu gösteren bizlere minnettar kalacak, bizleri hayırla yad edecektir.
Biz nasıl tarihte destan yazan ceddimize hürmet ediyorsak, işte öyle ve ondan da fazlası…

M.Çabas-TUNALIM...
06 Mar 2009
Admin · 27 görünüşler · Yorum bırakın